Serhad Şehri Kars’ta bir Kış Masalı


Son yıllarda çok popüler olduğu için otellerinde ve treninde yer bulmanın zorlaştığı Serhat şehrimiz Kars’ta bir kış rüyasını mutlaka yaşamalısınız!

Ülkemizin en doğu illerinden olan ve kışlarının soğukluğu ile bilinen Kars’a, ben, karlı ve soğuk kış aylarında gitmeyi seviyorum. Ama muhtemelen özellikle doğanın uyanıp çiçeklerle bezendiği günlerde gitmek de ayrı bir görsel şölen ve keyif sunacaktır.

Kars’a ilk yolculuğum, mahrumiyet bölgesi olarak tanımlandığı ve ekonomisinin hayvancılık  sektörüne dayandığı yıllarda, 1990 yılında, iş için (Banka müfettişi olarak) oldu ve bir aya yakın kaldım.

Henüz fotoğrafçı değildim ve zaten şehir de turistik değildi. Ani Antik Kenti ziyarete açık değildi, Çıldır Gölü meşhur olmamıştı. İyi bir otel bulmak çok zordu.

Başka şehirlerimize benzemeyen ızgara planlı yapısı, geniş cadde ve sokakları, etkileyici ama bakımsız eski binaları ile zihnime kazınan Kars’a son yıllarda, fotoğrafçı olarak, tekrar ve tekrar gidiyorum, kulübümdeki arkadaşlarımı da götürüyorum.

Kars’a uçakla, Doğu Ekspresi ile veya karayolu ile ulaşabilirsiniz.

Tren yolculuğunun tüm çekiciliğine karşın bilet bulmanın zorluğu ve yolculuğun çok uzun sürmesi nedeniyle uçağı tercih ediyoruz. Ancak uçak saatlerinin de öğle civarı olması ilk ve son günlerimizi verimsiz hale getiriyor. Ben de hem 2 günümü çevreyi de gezerek verimli kılmak amacıyla Erzurum uçuşlarını tercih ediyorum.

Kars Gezilerimi en az 4 gün olarak planlıyorum. Şimdi sizi 4 günlük programla Kars’ı gezdirmeye çalışayım.

 

İlk günün sabahı Erzurum Havaalanında bizi bekleyen aracımızla yola çıkıyoruz. Kahvaltı ve güzel manzaralarla dolu,1,5 saat kadar süren yolculuk sonrası peribacası sürprizi ile başlıyoruz! Rengi kırmızıya çalan peribacaları ve oluşumları beyaz kar ile görmenin ve fotoğraflamanın keyfine doyamıyoruz. Misafirsever köylüler ile de hoş bir sohbet edebilirsiniz!

Masalsı başlangıcımıza Kara kehribarın sanata dönüştüğü Oltu’ya geçmek üzere ara veriyor ve yaklaşık yarım saatlik yolculuk ile  tarihi günümüzden yaklaşık olarak 3000 yıl öncesine ulaşan Oltu’ya ulaşıyoruz.

Ünlü Cağ Kebabının tescilli kaynağında öğle yemeği ziyafeti yapıyoruz. Sonrasında Oltu Kalesi, Arslanpaşa Camii ve Rus Kilisesini görüp Oltu Taşı atölyelerini ve satış yerlerini geziyoruz.

Kaybedecek zamanımız yok, Türkiye’nin en büyük şelalesi olma özelliğini taşıyan Tortum Şelalesi bizi bekliyor! Yaklaşık 1,5 saatlik yolculuk ile Tortum Şelalesi’ne ulaşarak, görkemli çağlayanın masalsı atmosferinde günü tamamlıyoruz. Ama hala Kars’a ulaşamadık! Yaklaşık 3 saatlik yolculuk ile hem yaşadığımız masalsı günü değerlendirerek hem de içinden geçtiğimiz vadileri ve ormanları izleyerek Kars’taki otelimize ulaşıyoruz.

Kars denilince aklımıza ilk gelenler peyniri, tereyağı, balı. Biz de 2.günümüzde, lezzetli bir kahvaltı sonrası, bu ünlü peynirlerin üretildiği, geliştiği, müzesinin bulunduğu Boğatepe Köyüne gidiyoruz. Burada; Zümran hanımın eğlenceli anlatımıyla hem müzenin hem de köydeki peynirciliğin tarihini dinliyor, geçmişten bugüne peynir üretiminde kullanılan aletleri görüyoruz. Sonrasında da ünlü peynirleri tadıp, satın alabileceğimiz mekâna geçiyoruz. Dileyenler köyde kahvaltı yapmayı ve hatta konaklamayı deneyebilir. Özellikle yaz döneminde gelenlere terapi kampı yapmalarını önerebiliriz.

Öğleden sonramızı mimarisi, tarihi ve kültürü ile Kars merkezine ayırıyoruz. Kars’ın en dikkat çekici yönleri diğer şehirlerimizde göremediğimiz ızgara yapılı şehir planı ile Baltık Mimarisi özelliği gösteren tarihi mimari eserleri. Ve maalesef bu 2 temel özellikte Rusların 40 yıllık işgal döneminin eserleri.  Kars’a ilk geldiğimde gördüğüm misafirsever, güler yüzlü, dost canlısı insanlar turizmin ve paranın etkisiyle epey azalmış olsa  da hala varlar!

Rusların mirası Baltık mimarisi örnekleri, Selçuklu mirasları, Ermeniler’den kalan kiliseler ve Osmanlı yapıları Kars’ta harmanlanmış. Zamanında Ruslar tarafından opera, okul, askeri gibi amaçlarla inşa edilen binalar ve Ermeniler ile Rumlar tarafından yaptırılan sivil mimari örnekleri, Cumhuriyet sonrası dönemde bir kısmında değişiklikler yapılmak suretiyle tekrar kullanılmaktalar.

Kars’ta en dikkat çekici tarihi bölge kale ve çevresi. Kars’ın tarihi M.Ö.5 Binli yıllara uzanmakta ve Kars Kalesi’nin Urartulardan kalma bir kale olduğu tahmin edilmekte. Kars Kalesi ve diğer mimari eserler bazalt taştan yapılmış. Kars kalesine çıkarak şehri izleyebilir ve kalenin çevresindeki 12 Havariler Kilisesini (Kümbet Camii), Ulu Camii, Evliya Camiîni (ve Ebû’l Hasan Harakâni türbesini) gezebilirsiniz. Tarihi

Taşköprü’den geçerek tarihi hamamları görebilir, Kars Çayı kenarında kısa bir yürüyüşle şimdilerde otel olarak kullanılan Katherina Sarayına ve konservatuar binasına ulaşabiliyoruz. Sonrasında da kale bölgesi dışında; 1894 yapımı, zamanında hem opera binası hem doğum evi hem depo hem de

hekimevi olarak kullanılan , şu an Cheltikov Otel olarak işletilen Baltık Mimarisinin çarpıcı örneği olan binadan başlayarak,  İsmet Paşa İlköğretim Okulu Binasını, Sanayi ve Ticaret Odası binasını, Eski Rus Konsolosluğu binasını, Eski Vali Konağı’nı, Kars Defterdarlığı binasını, Osmanlı sivil mimari örneği Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağını ve çok sayıdaki tarihi binayı gezip, görüyoruz.

Tarihi sokaklarda dolaşırken esnafla sohbet ederek, yöresel lezzetlerden oluşan yemekler ile enerji kazanıyoruz. Akşam yemeğimizi aşık atışmalı bir mekânda yiyoruz, dileyenler için Kafkas Gecesinde eğlence var!

3.Günümüzü Çıldır Gölüne ve Ani Antik Kentine ayırıyoruz. Ancak; yola çıkarken Kars merkezindeki en zarif yapılardan biri olan Fethiye Cami veya diğer adıyla Aleksander Nevsky Katedrali ile İstasyon Binasına uğruyoruz.

Çıldır Gölü; sönmüş volkanların arasında kalan, 130 metre derinliği, 125 km karelik alanı ile Türkiye’nin ilk donan gölü. Her yerin karla kaplı olduğu, bir masal dünyasında gibi hissettiğimiz donmuş gölün üzerinde olduğumuzu kıyıdaki kayıktan ya da bizim göle geliş sebebimiz olan buzu kırarak balık çıkaran balıkçılardan anlayabiliyoruz. Balıkçılar ile sohbet ederek, fotoğraflarını çekiyoruz. Kıyıya varınca da; buz üzerinde atlı kızak turumuzu yaparken pişirilen, buz altından çıkarılan o sarı balıklar öğle yemeğimiz oluyor. “Çıldır Donunca Masal Başlar” ve biz masala 4 bin yıllık Ani Antik Kenti’nde devam edebilmek için yola çıkıyoruz.

Ani Antik Kenti; volkanik tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehri. Kent 4.5 km uzunluğundaki dış cephe surları, sur içinde cami, kilise, hamam, saray, köprü vb . yapılardan oluşmuş. Ani; altın çağında dünyanın en büyük dört şehrinden biri olacak kadar büyümüş, nüfusu 100.000’in üzerine çıkmış, bilinen 24 farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış bir şehir.

Kars’taki son akşamımızı yine Kars lezzetlerine, gece eğlencesine ve alış-verişe ayırıyoruz.

Son sabah biraz daha erken kalkıyoruz. Çünkü; Şehitlik ziyareti yapacak ve sonrasında çivi dahi kullanılmadan saf ağaçtan yapılan Katherina Köşkü (Çar 2.Nikola’nın Av Köşkü) için Sarıkamış’a gideceğiz.

Bizim Kars gezilerimizdeki başka bir farklılık da buradan sonrası. Aynı yolu tekrar gitmek yerine rotamızı Erzurum’a çeviriyoruz. Dileyen arkadaşlarımız Sarıkamış’tan Doğu Ekspresine binerek farklı bir masalın sayfalarında gezinirken, bizler de masalsı bir rota olan tren yolu (eski Kars-Erzurum yolu) güzergahından ilerleyerek masalımız için gereken tren fotoğraflarını çekiyoruz. Yolumuzda tarihi Zivin (Süngütaşı) Kalesi ve köyü de var. Doğanın güzellikleri ve köyler arasında ilerleyerek öğle saatlerinde, Erzurum’a ulaşıyoruz. Öğleden sonramızı da , uçak saatimize kadar, Erzurum’daki tarihi eserleri görmeye, fotoğraflamaya ayırıyoruz.

Eksik Kalanlar

4 günlük programda göremediğimiz, zaman ayıramadığımız bazı yerler de olduğu için sonraki programı 5 günlük yapacağız. Örneğin; Kars Arkeoloji Müzesi, Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi, Beyaz Vagon

Kars’ta Nerede Kalınır?

Turizm o kadar gelişmiş durumdaki her bütçeye ve tercihe uygun seçenek bulunmakta. Ancak özellikle kış (Çıldır Festivali, sömestre ) döneminde gidecekseniz yerinizi erken ayırtmalısınız, yoksa otellerde yer bulamayabilirsiniz!

Kars’a Nasıl Gidilir?

Uçakla, trenle veya karayolu ile gidebilirsiniz. Trenle giderek masalı Ankara’dan başlatmak isterseniz ve zamanınız çok ise Doğu Ekspresine bilet alma macerasına hazır olmalısınız! Kars yol üzerinde değil, geçerken uğrayamazsınız. Bu nedenle özel zaman ayırmalısınız. Farklı havaalanlarından farklı zamanlarda Kars Havaalanına uçabilirsiniz. Ben Kars’a uçmak yerine Erzurum Havaalanını kullanarak Erzurum-Kars yolundaki masalsı güzelliği de yaşamayı seviyorum.

Kars’ta Ne Yenir?

  • Elbette bol bol ve çeşit çeşit peynir. Boğatepe Köyünde tadımını yapabilir ve sipariş verip, adresinize de göndertebilirsiniz. Biz yıllardır peynir, tereyağ ve bal gereksinimimizi Boğatepe’den karşılıyoruz.
  • Çıldır Gölünde balık yemeyi ihmal etmeyin.
  • En ünlü yemek kaz eti ve ün kazanmasını sağlayan da Kars Kaz Evi. Kaz Evinde yemek istiyorsanız önceden rezervasyon yaptırınız. İşletmecisi Nuran Hanım kadın girişimciliğinin başarılı temsilcilerinden. Şimdi başka kadın girişimciler de işletmeler açmışlar. Son gezimizde Kars Hanımeli Ev Yemeklerinden memnun kaldık. Biz rezervasyonsuz gittik ama önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var. Dilek Hanım mutfakta Çetin Bey akordionda iyiler! 2 mekânda da kaz etleri lezzetli. Ancak kendinizi kaz eti ile sınırlandırmayın, yöresel lezzetlerin sunacağı ziyafetten mahrum kalmayın! Ayran aşı, Hangel ve Umaç Helvasını mutlaka tadın. Vee çok özel bir lezzet olarak Piti (Bozbaş) Kebabı yemeden dönmeyin!

Yazı ve fotoğraflar: Şahin Dirican


Yorum Yaz